Denizcilik Eğitimi

Denizcilik Eğitimi

Her gün yeni bir denizcilik okulunun açılışına şahit oluyoruz. Görkemli törenler, çelenkler, zengin protokol, konuşmalar ve kurdele kesiliyor. Okulda tanıtım turu her yer tertemiz, sınıflar on numara ve ardından eğitim öğretim başlıyor. Okulun ön ekindeki Denizcilik kelimesi herkeste yüksek maaş, hemen iş bulma, 5 yıl çalış sonra ticarete gir… gibi düşünceler oluşturduğu için haldır haldır öğrenciler akın ediyor anında kontenjanlar doluyor hatta kapasite üzerine çıkılıyor. Rakamlarla ifade etmek gerekirse 2011 yılında denizcilik alanında 4 yada 5 yıl eğitim veren fakülte ve yüksekokullarda güverte ve makine olarak yaklaşık 1500 öğrenci, iki yıllık ön lisans eğitimi veren yüksekokullar da  yaklaşık 600 öğrenci, denizcilik meslek liselerinde ise yaklaşık 1900 öğrenci ve özel kurslarda ise 2900 civarındadır. Toplamda bu rakam 6900 öğrenciye ulaşıyor. Ve zurnanın zırt dediği yere geliyoruz. Okul lise ise Milli eğitim, yüksekokul ya da üniversite ise Yök öğretim görevlilerini ya da öğretmenlerini gönderiyor. Eğer branş öğretmeni bulabilirse tabi ve bulamadığı için kim varsa o oluyor öğretmen. Bununla ilgili istatistiki bir çalışma olmadığı için bu kadar öğrenciye denizciliği öğretecek kaç tane branş öğretmeni var bilemiyorum.

Seyir derslerine coğrafya öğretmeni bile girebiliyor ondan sonra bu şekilde eğitim alan öğrencilerimiz mezun oluyorlar. Mezun olduklarında ise onları bekleyen başka sorunlar ve engeller karşılarına çıkıyor. Okula girdiklerinde onlara uzakyol sınav hakkı veren yönetmelik mezun olduklarında birden bire değişmiş ya da mahkemelik olabiliyor. Bu engelleri de bir şekilde sineye çektikten sonra  eğer kişisel becerileri iyi ise yetenekleri varsa biraz da şans yardımı ile çalıştıkları yerlerde eğitimlerinin kalan kısmını tamamlayıp öğreniyorlar. Öğrenemeyenler ise çeşitli hatalar yaparak silinip gidiyor ve umutsuz gençler kervanına katılıyor. Maalesef bu şekilde gençlerimize yazık ediyoruz ve onları yavaş yavaş kaybediyoruz. Üzgünüm ama acı olan tablomuz budur.

Bina yapmakla içini öğrenci doldurmakla olmuyor. O okulların içini oradaki öğrencilere denizi öğretecek öğretmenler ve ekipmanlar ile donatmazsanız sadece bina yapmış olursunuz. Tabi ki her şeyi devletten beklemek yanlıştır bu sektörde var olan her kurumun bunda sorumluluğu vardır. Ortada bir yük vardır ve bunu kaldırmak için herkesin taşın altına elini koyması gerekmektedir. Ancak devlet gerekli yasal ve mali düzenlemeleri yaparak bu amaçta olan kişi ve kurumların önünü açmalıdır.

Nasıl ki kapatılan müsteşarlığımızda denizci kökenli bürokrat %20 civarında (bu seviyeye ulaştığımız için seviniyoruz) ise yaptığım araştırma ve görüşmelere göre okullarımızdaki denizci kökenli öğretmen oranı da ortalama olarak 20 öğretmenlik bir kadroda sadece 4 ‘tür. Bunun çözülmesi  gereklidir.

Yapılması gerekenlerin başında ise Denizciliği bırakmış bilgi ve birikimini aktarmayı seven insanları mevcut maddi koşullarını iyileştirerek eğitim sistemine dahil etmek, gerekli yasal düzenlemeleri yaparak bunun önünü açmaktır. Bu yapıldığında inanıyorum ki bahse konu denizcilerimiz kendilerinden sonra Türk denizciliğini daha ileriye götürecek olan yeni nesli yetiştirmek için gerekeni yapacaklardır.

Sözün özü şudur denizci kökenli branş öğretmenlerimiz ve gerekli donanımlar olmaz ise 60 değil 120 okul olsa nafiledir.

Saygılarımla

Mutlu YELTEN

Başkan

Karamürsel Denizcilik Meslek Yüksekokulu Mezunlar Derneği

Başa dön