Denizcilikte Marka Olmak

Denizcilikte Marka Olmak

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 9 Nisan 1926 tarihinde kabul edilen ve 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile Türk Milleti’nin denizde de büyük bir zafer kazandığı pekiştirildi. Türk Denizlerinde 391 yıldan beri yabancılara verilmiş kapitülasyonların sona erdirildiği gündür 1 Temmuz 1926. Bu günden sonra yurdumuzda deniz taşımacılığı yalnızca TÜRK bayraklı gemiler ve TÜRK insanıyla yapılmaya başlanmıştır.
Ancak ne yazık ki Kabotaj Kanunu ile kazandığımız avantajı, denizcilik sektörümüzün her alanında layıkıyla kullandığımızı söylemek de ne yazık ki mümkün değildir. Gerek yük taşımacılığında, gerekse yolcu taşımacılığında denizyollarını gerektiği gibi kullanamadık. Halbuki, 8333 km’lik sahil şeridi ve üç yanının denizlerle çevrili olması açısından ülkemiz, en ucuz ve en çevre dostu taşımacılık türü olan deniz taşımacılığını geliştirmek için her türlü avantaja sahiptir. Ancak yıllardır denizciliğimizi yöneten kadroların “Denizci” olmaması sebebi ile bir türlü istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Son on yılda yürütülen politikalar ile kadronun mümkün olduğu kadar denizci kökenli bürokratlara dönüştürülmesine başlanmıştır. Bu tür özel alanlarda konusunda uzman kişilerin yönetimde olması başarıyı getirir kuralını maalesef 90 yıl sonra öğrenebildik. Denizcilikte başarılı olmanın önemli etkenlerinden biride Denizcilik alanında markalar oluşturmak gerektiğidir. Bugün yeni yüzyılımız markalar yüzyılıdır Uluslar arası arenada her ülke markaları ile güçlüdür, ön plandadır ve bir ülkenin markaları onun bu arenadaki en önemli silahlarıdır. Bunun sektörümüzdeki en güzel örneklerinden bir IDO dur yaptığı atılımlar ve yatırımlar ile yolcu taşımacılığında Dünya sıralamasında önemli bir noktaya ulaşmıştır ve artık markadır. IDO nun ortaya çıkışı bir ihtiyaçtan ibarettir. İstanbul’un trafik sorunu ve nüfus yoğunluğu bu ihtiyacı doğurmuş ve gerekli yatırım, teşvik ve planlamalar yapılmış sonuç alınmıştır. Aynı şekilde tersanelerimiz, konteyner,tanker işleten firmalarımız, tedarikçilerimiz, acentelerimiz, limanlarımız vs.vs. her alanda en az bir tane uluslar arası markamız olmalı. Bugün dünya süper gücü Amerika’nın her alanda binlerce markası var. Her şeyde olduğu gibi bu işlere de geç başladık ancak genç nüfusumuz, tecrübemiz, ekonomik potansiyelimiz ile yapamayacağız hiçbir şey yok yeter ki isteyelim.

Ulaştırma bakanlığının yeni teşkilat kanunu tasarısı ortada yok ancak söylentisi çok umarız ki şu an işin başında olan denizci kadrolarımız gereken hassasiyeti gösterir ve idari anlamda denizciliğimizin sorunlarına etkili şekilde eğilip çözecek bir yapıyı ortaya çıkarırlar. Ve yine umarız ki değişiklik sadece bakanlığın isminde kalmaz.

Şimdi bu yazıyı okuyanlar bunlar zaten bilinen ve yapılan şeyler tekrar yazmanın ne manası var diyebilirler. Sevgili kardeşlerim bunlar yapılıp uygulansa sorun kalmayacak ve denizciliğimiz daha ileriye gidecek. Demek ki bir yerlerde sıkıntı var ve birileri bir şeyleri eksik yapıyor.
Sonuç olarak; Denizci Sivil toplum kuruluşları olarak bizler üzeremize düşenleri yapalım ve ondan sonra takipçisi olalım.

Saygılarımla

Mutlu YELTEN
Başkan
Karamürsel Denizcilik MYO Mezunlar Derneği

Başa dön