Ertuğrul Fırkteyni Neden Gönderildi. ?

Ertuğrul Fırkteyni Neden Gönderildi. ?

Pek çoğumuz Ertuğrul fıkateynini Japonya açıklarında batarak 581 denizcimizi kaybettiğimiz facia olarak biliriz. Ancak pek az kişi olayın evveliyatına vakıftır. Sorulması gereken soru şudur. Ertuğrul neden gönderilmiştir.? Amaç neydi ? Bu soruların cevaplarını kalemimiz döndüğünce aktarmaya çalışalım ve olaya siyasi zeka bakımında Osmanlı padişahları arasında ilk sırayı alan Sultan II . Abdulhamid’in penceresinden bakmaya çalışalım.

Sultan’ın Japonya ve Japonlara ilgisi padişah olmadan 4 yıl öncesine yani şehzadelik zamanlarına uzanır. Eline geçen Hadika isimli bir gazetede, Paris’te düzenlenecek olan bir sergiye Japonya diye bir ülkenin  katılacağı ile ilgili bir habere takılır. Sultan o zamanlar 30 yaşıdadır ve doğulu bir halkın Avrupa’da yapacağı bu ilk ciddi atılımdan etkilenir. Ve danışmanlarından birini Japonya ve Japonlar hakkında bir rapor hazırlaması için görevlendirir. Burada Sultan’ı cezbeden nokta, doğulu bir halkın inanç , gelenek ve göreneklerinden ayrılmadan batının pozitif taraflarını alarak gelişmeyi başarmalarıdır.  Bu işin model tarafı, işin siyasi tarafı ise gerilen Rus-Japon ilişkilerinde çıkacak bir savaşta Japonların galip geleceğini öngörerek Ruslara karşı sağlam bir müttefik  olacağına inanmasıydı. İki ülke arasında ilişkilerin ilk temeli 1880 yılında İmparator Meiji’nin  akrabası Prens Hebi’nin İstanbul’a gelmesi ile atılır. Rusları ürkütmemek için ilişkiler ticari boyutta başlatılır. 1887 yılında Meiji’nin yeğeni Prens Komatsu eşi ile İstanbul’a gelir ve Dolmabahçe sarayında ağırlanır. Prens beraberinde İmparator Meiji’nin iyi niyet mesajı  ile devletin en büyük nişanını getirmiştir daha önce hiçbir devletin nişanını kabul etmemiş olan Sultan Abdulhamid bu nişanı kabul eder. İşte bu ziyarete mukabelen karşılıklı ilişkilerin gelişmesi ve gözlem yapmak üzere Japonya’ya bir gemi göndermeye karar verir. Donanmanın en güzel gemilerinden olan Ertuğrul bu yolculuk için hazırlanır. Mirliva Osman Bey komutasındaki gemi 11 ay sonra Yokohama limanına demirler. Mürettebat Japon halkı tarafından büyük bir coşku ile karşılanır ve ağırlanır. Ertuğrul Japonya’da 3 ay kalır ve incelemelerini tamamladıktan sonra dönüş yoluna çıkar. Ancak 16 Eylül 1890 tarihinde Wakayama Eyaleti Kashinozaki Kasabası  açıklarında bir tayfuna yakalanır ve batar. 581 seçme denizcimizi kaybettiğimiz bu olay tarihe Ertuğrul Faciası olarak geçer. Belki kader belki de kısmet bu yaşanan karşılıklı ilişkiler ve süreç sonundaki facia iki halk arasında günümüze kadar kopmayacak bir duygusal bağın oluşmasına yol açar. Kazadan dolayı Japonya’da ulusal yas ilan edilir ve ölenlerin anısına Koşimoto kentinde bir anıt yapılır. Bu deniz kazasından kurtulan 69 denizciye Japon Hükümeti ve halkı tarafından gösterilen yakın ilgiye ilişkin bilgi Osmanlı İmparatorluğu’na kadar ulaşmış ve denizcilerimiz iki gemi ile İstanbul’a gönderilmiştir.

Sultan II.Abdulhamid Ertuğrul ile hedeflediklerine belki ulaşamadı ama o yıllarda bile Japonların inanç ve geleneklerine bağlı kalarak modernleşmesini ve aynı modelin ülkemizde uygulanabilirliği konusunda ne kadar ileri görüşlü olduğunu göstermiştir. Modernleşelim, gelişelim daha ileriye gidelim ama kim olduğumuzu ve nereden geldiğimizi unutmayalım. Bunun için sadece bir örnek vermek kafi olacaktır. Japonya ikinci dünya savaşından diğer müttefikleri ile beraber yenik olarak çıkmıştır hem de iki kentine atom bombası atılarak haritadan silinmiş ve binlerce vatandaşını kaybetmiştir. Aradan geçen 63 yıl içerisinde tekrar toparlanmış ve dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelmiştir. İmparatorları halen başlarındadır. Geleneklerine ve inançlarına bağlı olarak yaşamaya devam ediyorlar. Biz ikinci dünya savaşına girmedik ama geldiğimiz nokta bellidir. Batının toplumu yozlaştıran neyi varsa aldık, geleneklerimizi unuttuk, inançlarımızdan koptuk. Bunları bir asır önce gören padişahımıza kızıl sultan dedik ve üç beş çapulcunun onu tahtan indirmesine seyirci kaldık. Bugün bunların farkına vararak Sultan’ın belki gönüllerdeki hak ettiği yere ulaşmasını sağlayabiliriz.

 

Saygılarımla

 

Mutlu YELTEN

Başkan

Karamürsel Denizcilik MYO Mezunlar Derneği

Başa dön