Tersanelerimizin Eksiği Vizyon

Tersanelerimizin Eksiği Vizyon

Dünya piyasalarındaki kriz sektörümüzdeki en büyük darbelerden birini gemi inşa sanayimize ve tersanelerimize vurmuştur. Çin faktörünün giderek büyümesi ile bu daha trajik bir hal almıştır.

Durum böyle olunca sormaya başladık bundan nasıl kurtulacağız, çıkış noktası nedir ve nerede hata yaptık diye.. 2004-2008 arasındaki yaşanan furyada müşterilerin tersane kapılarında sıraya girmesinden dolayı oturduğumuz yerde müşteri beklemek gibi bir alışkanlık oluştu.

Maalesef günümüz şartlarında bu şekilde bu dar boğazdan çıkamayız oturup beklersek daha çok bekleyeceğimiz aşikardır. Önce gemi inşa sanayi olarak sonra da her tersane kendine bir vizyon belirlemeli ve o doğrultuda adımlar atılmalıdır. Bu konudaki en büyük eksikliğimiz tanıtımdır. Ancak tanıtım anlayışımız sadece kendi sektörümüze dağıtılan dergi ve yayınlara reklam vermek gibi dar bir kalıba sokulmamalıdır. Tersanemize yatırım yapalım, kızak yapalım, vinç yapalım ama tanıtımı da ihmal etmeyelim ve yatırımın gerektiği kadarını tanıtıma ayırmalıyız. Ünlü otomotiv devi Ford’un kurucusu Henry Ford anılarında bu konu ile ilgili şöyle bir değerlendirmede bulunmuş “ Bu işe yeni başlasaydım ve 100 dolar sermayem olsaydı, 1 dolarını fabrikaya kalan 99 dolarını tanıtıma yatırırdım” iş hayatında kazandığı başarılar ile gelinen noktada yapılan bu değerlendirme çok önemlidir. Neler yapabileceğimizi, kazanımlarımızı ve yeteneklerimizi bilmezlerse nasıl sipariş alacağız. Dolayısı ile başarı istiyorsak yatırım planlamalarımızda tanıtıma hatırı sayılır bir yer vermek kaçınılmazdır.

Maliyetlerden dolayı konvansiyonel pazarda yani tanker ve kuru yük siparişlerinde Çin ve Kore faktörünü alt etmek çok zor aynı zamanda tanker piyasası belli bir doyuma ulaştığı için siparişleri de dip seviyelerinde… Ülkemizde ki mevcut tersanelerin aldıkları siparişlerde bu fark gözüküyor. O nedenle yönelmemiz gereken yeni oluşan ihtiyaçlara yönelik çözümler sunabilmek gemi inşa sektörümüz için hayati önem taşımaktadır. Platform supply vessel, anchor handling tug gibi hizmet ve özel amaçlı gemileri yapabileceğimizi bu kapasiteye ve donanıma sahip olduğumuzu gösterebilmek gereklidir. Çünkü bu tip projelerle gelen firmalar Çin ve Kore deki uygulamaların aksine daha esnek şartlarda çalışmak istemektedirler yani önlerine koyulan ve seçmeleri istenen iki paket yerine kendi yazdıkları şartnameye göre ve gerektiğinde esnetilebilen tarzda bir çalışma ortamı beklemektedirler. Bunun en son örneği olarak geçen ay Tersan tersanesinde, Norveç Başbakanı ve Ulaştırma Denizcilik ve haberleşme bakanımızın katıldığı gemi indirme töreninde armatör temsilcisinin yaptığı konuşmasında bu noktaya özellikle vurgu yapıp teşekkür etmesini gösterebiliriz.

Bu alanda bir inşa üssü olmak hayal değildir çünkü bu tip gemileri sipariş eden Avrupalı firmalar uzakdoğuya gitmek istemiyor bunun yerine İstanbul gibi birkaç saatlik uçuş mesafesinde bir yerde çalışmak onlar içinde avantajlıdır. Birkaç tersanemiz dışında bu işleri koşturan yurtdışında fuarlara, organizasyonlara katılan tersanemiz yok. O nedenledir ki bu birkaç tersane yaptıkları çalışmaların karşılığını almaya başlamıştır. Tuzla’da iki tersanemiz  PSV siparişi almış ve inşasına başlamıştır. Yalova’da üç tersanemiz özellikle Norveç pazarında bilinir hale gelmiş ve sipariş almaya başlamıştır. Ve son olarak Tuzla’da bir tersanemiz Suudi Arabistan için on dokuz parça hizmet teknesinden  oluşan bir anlaşmaya imza atmıştır. Eğer bahse konu tersanelerimiz önümüzdeki dönemde aldıkları projeleri sorunsuz ve müşteri memnuniyetini ön planda tutarak teslim ederlerse, gemi inşa sanayicilerimiz devletten bekledikleri teşvikleri alabilirse, bu 2013’te diğer tersanelerimizin bu özel pazarda önünü açacak ve ülkemizi bu konuda marka yapma yolunda bir dönüm noktası olacaktır. Ben buna inanıyor ve bu düşünce ile kendilerine vizyon oluşturmaya başlayan ve öncülük eden tüm tersanelerimizi ve girişimcilerimizi kutluyorum.

Saygılarımla

Mutlu YELTEN

Başkan

Karamürsel Denizcilik Meslek Yüksekokulu Mezunlar Derneği

Başa dön